Medya

Nihat Kemankaşlı Sanatında Nesnenin Fenomenolojisi ve İronik Soyutlama: Retorik Bir Çözümleme

Nihat Kemankaşlı'nın sanat üretimini; geleneksel üslup kaygılarından arınmış deneysel yaklaşımı, nesneyi konumlandırma biçimi ve sanat dünyasının hiyerarşik yapılarına yönelik geliştirdiği eleştirel diskur üzerinden incelemektedir. Sanatçının "ironik soyutlama" olarak kavramsallaştırdığı yöntemi ve "The Background" serisi üzerinden iki boyuttan üç boyuta geçiş süreci, fenomenolojik bir bakış açısıyla analiz edilmektedir.

Üslupçuluğun Reddi ve Deneysel Paradigma

Nihat Kemankaşlı'nın sanatsal duruşu, Türkiye'deki akademik sanat eğitiminin kanonlaşmış "üslup edinme" (stylization) zorunluluğuna karşı radikal bir reddediş üzerine kuruludur. Sanatçı, üslubu sanatçının yaratıcılığını kısıtlayan statik bir hapishane olarak tanımlar. Bu bağlamda Kemankaşlı'nın pratiği, Deleuze'cü anlamda bir "oluş" (becoming) sürecini temsil eder. Sanatçı için her yapıt, bir öncekinin tekrarı değil, yeni bir deneysel alanın keşfidir. Dilek Şener'in belirttiği üzere, sanatçının bu "eğrilmeden durma" felsefesi, piyasa dinamiklerinin ve akademik otoritenin dayattığı formel sınırların dışına taşma iradesidir.

İronik Soyutlama ve Nesnenin Ontolojik Dönüşümü

Kemankaşlı, çalışmalarını "soyut" veya "figüratif" gibi geleneksel dikotomilerle tanımlamak yerine, "ironik soyutlama" kavramını tercih eder. Bu yaklaşım, nesnenin gündelik işlevinden koparılarak estetik bir forma dönüştürülmesini, ancak bu dönüşüm esnasında nesneye içkin olan yaşam deneyiminin (life-world) korunmasını amaçlar.

Renk Politiği: Sanatçının paletindeki canlı ve yüksek doygunluktaki renkler (kırmızı, sarı, mavi), görsel bir coşku yaratmanın ötesinde, nesnenin tuval yüzeyindeki varoluşsal ağırlığını hafifleten bir araçtır. Siyah ve beyazın kontrast kullanımı ise kompozisyonu dekoratif bir sığlıktan kurtararak rasyonel bir denge noktasına taşır.

Yalıtılmışlık ve Yalınlık: Nesneler, karmaşık arka planlardan arındırılarak bir nevi "boşluk" içinde konumlandırılır. Bu yalıtılmışlık, izleyiciyi nesnenin tözüyle baş başa bırakırken, aynı zamanda nesnenin sosyal ve psikolojik arka planına dair ironik bir sorgulama başlatır.

"The Background" ve Uzamsal İroni

Sanatçının 2014-2015 dönemine damgasını vuran "The Background" serisi, iki boyutlu tuval düzleminin ontolojik sınırlarını zorlar. Metal üzeri boyama tekniğiyle üretilen heykeller, nesnenin "arka planını" (background) fiziksel uzama dahil eder. Özellikle "çamaşır" imgesi, bu seride kritik bir metafor olarak öne çıkar. Çamaşır; mahremiyetin kamusal alana taşınması, kirlenme ve arınma döngüsü ve bedenin yokluğunda bedensel varlığın temsilidir. Kemankaşlı bu nesneleri üç boyutlu hale getirerek "gerçek dışının gerçek ile yüzleşmesini" sağlar. Dokunulabilir mesafede olan ancak işlevselliği yitirilmiş bu metal formlar, Baudrillard'ın simülasyon kuramına göz kırpan bir "gerçeklik etkisi" yaratır.

Kurumsal Eleştiri: "Küratör Denen Canavar" ve Sanat Etiği

Kemankaşlı'nın sanatı sadece plastik değerlerle sınırlı kalmaz; sanat dünyasının güç ilişkilerini de sorunsallaştırır. "Küratör Denen Canavar" başlıklı video performansı, sanatçının kurumsal eleştiri (institutional critique) bağlamındaki en önemli işlerinden biridir. Sanatçı, küratöryel otoritenin sanatçı üzerindeki manipülatif etkisini, "kayırganlık" mekanizmalarını ve piyasanın talep ettiği "sipariş sanat" anlayışını ironik bir monologla deşifre eder. Bu tavır, sanatçının otonomisini koruma çabasının estetik bir dışavurumudur.

Sinematografik Etki ve Disiplinlerarası Geçişler

Sanatçının Sinema-TV disipliniyle kurduğu akademik bağ, görsel diline dramatik bir yapı kazandırmıştır. Tuvallerindeki ışık kullanımı ve hareket duygusu, statik bir görüntüden ziyade, bir film karesinden dondurulmuş (freeze-frame) bir anı andırır. Bu disiplinlerarası etkileşim, Kemankaşlı'nın anlatı yapısını zenginleştirerek ona "elektriklendirilmiş bir empresyonizm" (Ana Wright) karakteri kazandırır.

Nihat Kemankaşlı, modernizmin biçimci geleneklerini post-modern bir ironiyle harmanlayarak kendine özgü bir yol açmıştır. Nesneyi yaşamdan koparmadan, ancak onu ironik bir mesafeyle yeniden kurgulayarak izleyiciye "dünyayı sil baştan keşfetme" imkanı sunar. Akademik bir perspektifle bakıldığında Kemankaşlı; renk, form ve içerik arasındaki dengeyi, entelektüel bir başkaldırı ve samimi bir yaşamsallıkla birleştiren nadir figürlerden biridir.

Nesnenin İronik Tahakkümü ve Yaşamın Arka Planı: Nihat Kemankaşlı Sanatı Üzerine Bir Çözümleme

Türk resim sanatının dinamik yapısı içerisinde, belirli kalıplara hapsolmayı reddeden, üslubu bir "hapishane" değil bir "deney alanı" olarak gören sanatçıların sayısı oldukça azdır. Nihat Kemankaşlı, 1990'ların başından bu yana sürdürdüğü sanatsal serüveninde, tam da bu "eğrilmeden durma" prensibiyle kendine özgü, ironik ve yaşamla doğrudan temas kuran bir dil inşa etmeyi başarmıştır. Kemankaşlı'yı anlamak, sadece tuvalleri üzerindeki renk lekelerine bakmak değil; nesnelerin, mekanın ve sanat dünyasının politik yapısının birbiriyle olan gerilimli ilişkisini kavramaktır.

Üslupçu Dayatmalara Karşı "Deneysel" Bir Başkaldırı

Kemankaşlı'nın sanat felsefesinin temel taşlarından biri, akademi dünyasının ve sanat piyasasının sanatçıya dayattığı "imza tarz" kavramına karşı duyduğu derin antipatidir. Sanatçı, Hacettepe Üniversitesi'ndeki öğrencilik yıllarından itibaren, bir ressamın ömür boyu aynı tarzı tekrar etmesini sanatsal bir tıkanıklık olarak nitelendirmiştir. Onun için sanat, sürekli bir devinim ve keşif sürecidir. Eleştirmen Dilek Şener'in de vurguladığı üzere, Kemankaşlı'nın resmini geleneksel kategorize etme yöntemleriyle (soyut, figüratif vb.) tanımlamak yetersiz kalır. O, bu tanımların ötesinde, nesneyi yaşamın sancılarıyla birleştirerek ona yeni bir varoluş alanı açar.

İronik Soyutlama: Nesnenin Yalın Gücü

Sanatçının işlerinde karşımıza çıkan en belirgin teknik yaklaşım, kendisinin "ironik soyutlama" olarak adlandırdığı yöntemdir. Kemankaşlı, nesneleri (koltuklar, uçaklar, tekneler, çamaşırlar) tuval üzerinde yalıtır. Bu nesneler, kalabalıktan arındırılmış, süsten uzak ve son derece yalın bir biçimde sunulur. Ancak bu yalınlık, nesnenin işlevsizleşmesi değil, ironik bir biçimde yaşamın absürtlüğünü simgelemesi içindir.

Renk ise Kemankaşlı'nın sanatında "vazgeçilmez bir omurga" niteliğindedir. Sanatçı için renk, mutluluğun ikinci adıdır. Paletindeki canlı kırmızılar, parlak sarılar ve derin maviler, izleyiciyi elektriklendirilmiş bir empresyonizmle karşı karşıya bırakır. Ancak bu renkli dünya, bir "dekoratiflik" tuzağına düşmez; aksine siyah ve beyazın "kurtarıcı" zıtlığıyla dengelenerek, görsel bir dramatik yapı oluşturur.

"The Background" (Arka Plan) ve Üçüncü Boyutun Keşfi

2014-2015 yıllarında Ankara Siyah Beyaz Sanat Galerisi ve İstanbul'da sergilenen "The Background" serisi, Kemankaşlı'nın iki boyutlu yüzeyden kopup nesneyi doğrudan yaşam alanımıza dahil ettiği bir dönüm noktasıdır. Bu serideki metal üzeri boyama heykeller, resimlerindeki deforme olmuş nesnelerin üç boyut kazanmış halidir.

Özellikle "çamaşır" imgesi bu dönemin en çarpıcı figürüdür. Her gün tekrarlanan, kirlenen, yıkanan ve asılan çamaşırlar; Kemankaşlı'nın elinde yaşamın döngüsünü, geçiciliğini ve insanın fiziksel varlığını simgeleyen ironik nesnelere dönüşür. Sanatçı burada, "gerçek dışının gerçekle yüzleşmesini" hedefler. Mekan içinde asılan çamaşır heykelleri, dokunulası ama kullanılamaz oluşlarıyla izleyiciyi bir "mekansal ironi" içine çeker.

Kurumsal Eleştiri ve Sanatın Etiği: "Küratör Denen Canavar"

Nihat Kemankaşlı, sadece tuval başında bir estetik arayışında değildir; o aynı zamanda sanat dünyasının işleyişine dair keskin bir gözlemcidir. "Küratör Denen Canavar" konseptli video performansı, sanatçının bu eleştirel duruşunun zirvesidir. Küratörlerin sanatçılar üzerindeki yönlendirici tahakkümünü, "sen-ben-bizim oğlan" ilişkilerini ve piyasa kaygılarıyla şekillenen "sipariş sanat" anlayışını ironik bir dille eleştirir. Sanatçının "Eğrilmeden durmak gerekir" sözü, onun hem sanatsal üretimine hem de sanat piyasasındaki dik duruşuna dair bir manifestodur.

Sinematografik Bakış ve Çok Disiplinlilik

Kemankaşlı'nın Sinema-TV üzerine yaptığı yüksek lisans, onun resimsel dilini de etkilemiştir. Resimlerindeki "ışık ve hareket" kurgusu, bir film karesinin statik ama potansiyel enerjisini taşır. Sanatçının hazırladığı orta metrajlı atmosfer filmleri ve senaryo çalışmaları, onun görsel dünyasının sınırlarının tuvallerle sınırlı kalmadığının, hikaye anlatıcılığının farklı mecralarda da can bulduğunun kanıtıdır.

Nihat Kemankaşlı, New York'lu eleştirmen Ana Wright'ın deyimiyle "çocuksu bir mizahla büyüleyici bir realizmi" birleştiren, ama bu büyünün arkasında rasyonel bir akıl yürüten bir sanatçıdır. Onun sanatı; yaşamın kendisini, nesnelerin ruhunu ve renklerin coşkusunu bir potada eritir. Kemankaşlı, "tüccar" değil "sanatçı" kalabilmenin bedelini, her türlü akademik ve sanatsal disiplini bir arada yürüterek ama asla özgünlüğünden ödün vermeyerek ödemektedir. Türk çağdaş sanatında "arka planı" bu denli net ve cesurca gösteren az sayıda sanatçıdan biri olan Kemankaşlı, izleyiciyi her sergisinde dünyayı "sil baştan keşfetmeye" davet etmeye devam etmektedir.