özet

Sıradan Olanın Sıradışı İsyanı: Nihat Kemankaşlı'nın Sanat Evrenine Yolculuk

Sanat dünyasında bir ressamın başarısı genellikle onun "imza" niteliğindeki değişmez tarzıyla ölçülür. Ancak Türk çağdaş sanatının sıra dışı isimlerinden Nihat Kemankaşlı için bu durum tam tersidir. O, sanat piyasasının ve akademinin dayattığı kalıplara hapsolmayı reddederek, sanatı sürekli devam eden bir keşif ve "deney alanı" olarak görür. Kemankaşlı'nın yıllardır ödün vermediği "eğrilmeden durma" felsefesi, aslında sanatın sınırlarını zorlayan bir özgürlük arayışıdır.

Nihat Kemankaşlı'nın karmaşık gibi görünen ama aslında doğrudan hayatın içinden beslenen sanat dünyasını bu kadar özel kılan şey nedir? Gelin, bu "ironik" ve renkli evreni daha yakından keşfedelim.

Nihat Kemankaşlı'nın sanatında "ironik soyutlama", eserlerini klasik anlamda "soyut" veya "figüratif" gibi dar kalıplarla tanımlamayı reddeden sanatçının kendi tercih ettiği ve geliştirdiği bir kavramdır. Bu yaklaşım, gündelik hayatta kullandığımız sıradan bir nesneyi alıp, onu alıştığımız pratik işlevinden kopararak estetik bir forma dönüştürmeye dayanır. Ancak bu dönüşüm sırasında nesnenin taşıdığı yaşanmışlık hissi (yaşam deneyimi) yok edilmez, aksine özenle korunur.

Sanatçı bu yöntemi uygularken koltuk, uçak, tekne veya çamaşır gibi nesneleri seçer; onları karmaşık arka planlardan temizler ve tuval üzerinde adeta bir "boşluk" içine yerleştirerek yalıtır. Süsten uzak ve son derece yalın bir şekilde sunulan bu nesneler, işlevsizleşmiş olsalar da hayatın absürtlüğünü simgeleyen güçlü imgelere dönüşürler. Bu yalıtılmışlık hali, izleyiciyi nesnenin özüyle baş başa bırakır ve o nesnenin sosyal veya psikolojik arka planına dair ironik bir sorgulamanın fitilini ateşler.

En Çarpıcı Örnek: "The Background" Serisi ve Çamaşırlar

İronik soyutlamanın en somut ve üç boyutlu örneğini, sanatçının 2014-2015 yıllarında ürettiği ve nesneyi doğrudan fiziksel yaşam alanımıza dahil ettiği "The Background" (Arka Plan) serisindeki çamaşır imgesinde görürüz.

Kemankaşlı, her gün kirlenen, yıkanan ve asılan son derece sıradan bir nesne olan çamaşırları alıp metal üzeri boyama heykellere dönüştürmüştür. Bu heykeller aracılığıyla çamaşır;

• Mahremiyetin sokağa (kamusal alana) taşmasını,

• Kirlenme ve arınma döngüsünü,

• İnsan bedeni ortada yokken bile bedensel varlığımızın temsil edilmesini simgeleyen ironik bir metafora dönüşür.

Buradaki en büyük ironi, fiziksel mekana taşınan bu nesnelerin yarattığı "mekansal ironi"dir. İzleyici, hemen yanı başında, dokunabileceği kadar yakın olan bu metal çamaşırlarla karşılaştığında, nesnelerin asıl işlevlerini tamamen yitirdiklerini ve artık "kullanılamaz" olduklarını fark eder. Sanatçı, sıradan bir nesneyi bu şekilde işlevsizleştirip estetikleştirerek "gerçek dışının gerçekle yüzleşmesini" sağlar ve yaşamın döngüsü ile insanın fiziksel varlığı üzerine derin bir sorgulama alanı yaratır.

Tarz Dediğiniz Şey !

Birçok sanatçı hayatı boyunca bulduğu tek bir üslubu tekrar edip dururken, Kemankaşlı bunu sanatsal bir tıkanıklık ve bir "hapishane" olarak nitelendirir. Onun için her yeni eser, bir eskisinin kopyası değil, yepyeni bir maceranın başlangıcıdır. Kendini sadece "soyut" veya "figüratif" gibi dar kalıplarla tanımlamaktan kaçınır. Bunun yerine, sürekli bir devinim içinde olmayı ve eserleriyle piyasanın beklentilerine meydan okumayı seçer.

Hayatın Absürtlüklerine "İronik Soyutlama" ile Bakmak

Kemankaşlı'nın sanatını anlamak için onun sıkça başvurduğu "ironik soyutlama" kavramına yakından bakmak gerekir. Sanatçı; uçak, tekne, koltuk veya çamaşır gibi gündelik nesneleri alır, onları karmaşık arka planlardan temizleyerek adeta bir "boşluk" içine yerleştirir.

Süsten uzak, son derece yalın bir şekilde çizilen bu nesneler artık günlük işlevlerini yitirmiş, hayatın absürtlüğünü ve insanın varoluşunu sorgulatan ironik simgelere dönüşmüştür. İzleyici, hiçbir arka plan detayıyla dikkati dağılmadan, o nesnenin temsil ettiği sosyal veya psikolojik gerçeklikle baş başa kalır.

Üçüncü Boyuta Taşan Çamaşırlar: "The Background" Serisi

Sanatçının 2014-2015 yıllarına damga vuran "The Background" (Arka Plan) serisi, onun sanatında devrim niteliğinde bir dönüm noktasıdır. Kemankaşlı, iki boyutlu tuvalin sınırlarını yıkarak çizdiği nesneleri metal heykellere dönüştürmüş ve hayatımızın tam ortasına, üç boyutlu fiziksel uzama taşımıştır.

Bu serinin en çarpıcı kahramanı ise "çamaşır" imgesidir. Her gün kirlenen, yıkanan ve asılan çamaşırlar; aslında insan bedeninin yokluğundaki fiziksel varlığımızı, mahremiyetin sokağa dökülmesini ve hayatın bitmek bilmeyen döngüsünü simgeler. İzleyici, dokunabileceği kadar yakın ama artık kullanılamaz halde olan bu metal çamaşırlarla karşılaştığında, derin bir "mekansal ironi"nin içine çekilir.

Renklerin Coşkusu ve Sinematografik Dokunuş

Kemankaşlı'nın eserlerine baktığınızda inanılmaz bir enerji hissedersiniz. Bu enerjinin kaynağı, sanatçının paletindeki yüksek doygunluğa sahip canlı kırmızılar, parlak sarılar ve derin mavilerdir. Onun için renk, mutluluğun ta kendisidir. Ancak sanatçı bu canlılığın basit bir "dekorasyon" olarak algılanmasını istemez; bu tehlikeyi savuşturmak için eserlerine siyah ve beyazın kurtarıcı zıtlığını ekleyerek kusursuz bir denge ve rasyonellik katar.

Bunun yanında, Kemankaşlı'nın Sinema-TV alanında yüksek lisans yapmış olması, tuvallerine inanılmaz bir filmik kalite katar. Resimlerindeki ışık ve hareket duygusu, tıpkı bir filmden dondurulmuş bir kare (freeze-frame) gibi dramatik bir enerji barındırır. New Yorklu eleştirmen Ana Wright, bu eşsiz etkiyi "elektriklendirilmiş bir empresyonizm" olarak adlandırır.

Küratör Denen Canavara Karşı Durmak

Nihat Kemankaşlı sadece fırçasıyla değil, fikirleriyle de sanat dünyasındaki çarpıklıklara savaş açar. "Küratör Denen Canavar" isimli video performansı, sanatçının kurumsal yapıya ve sanat etiğine dair en sert eleştirilerinden biridir. Bu performansta sanatçı; küratörlerin manipülasyonlarını, sanat dünyasındaki adam kayırmacılığı (sen-ben-bizim oğlan ilişkilerini) ve piyasanın dayattığı "sipariş sanat" anlayışını ince bir alayla yerden yere vurur. Bu duruş, Kemankaşlı'nın sadece bir "tüccar" değil, özgürlüğünden ödün vermeyen gerçek bir "sanatçı" olarak kalma mücadelesinin özetidir.

Nihat Kemankaşlı'nın "Küratör Denen Canavar" başlıklı video performansı, sanat dünyasının güç ilişkilerini ve işleyişini sorunsallaştıran, sanatçının kurumsal eleştiri (institutional critique) bağlamındaki en önemli işlerinden biridir. Sanatçı, sadece tuval üzerinde estetik bir arayışla yetinmeyip, sanat dünyasının politik yapısına dair keskin gözlemlerini bu konseptli performansta ironik bir monologla dile getirir.

Nihat Kemankaşlı'nın "eğrilmeden durma" felsefesi, onun sanat kariyerinde salt teorik bir düşünce değil; piyasa dinamiklerinin ve akademik otoritenin dayattığı formel sınırların dışına taşma iradesini temsil eden eylemsel bir duruştur. Sanatçının hem sanatsal üretimine hem de sanat piyasasındaki dik duruşuna dair bir manifesto niteliğinde olan bu felsefenin, kariyerindeki başlıca pratik yansımaları şunlardır:

1. "İmza Tarz" ve Üslup Başkaldırısıı: Akademi dünyası ve sanat piyasası genellikle bir ressamın ticari ve kurumsal tanınırlığı için ömür boyu aynı tarzı (imza tarz) tekrar etmesini bekler. Ancak Kemankaşlı, "eğrilmeden durma" ilkesi gereği bu dayatmayı radikal bir şekilde reddeder ve üslubu sanatçının yaratıcılığını kısıtlayan statik bir hapishane, sanatsal bir tıkanıklık olarak nitelendirir. Bu durumun kariyerindeki pratik yansıması, onun resmini geleneksel kategorilere (sadece soyut veya sadece figüratif gibi) hapsetmemesi; sanatını sürekli bir "deney alanı" ve bir keşif süreci olarak yaşatmasıdır.

2. "Sipariş Sanat"ı Reddedip "Tüccar" Olmaktan Kaçınma: Piyasa kaygılarıyla şekillenen ve alıcıların taleplerine göre üretilen "sipariş sanat" anlayışı, Kemankaşlı'nın en çok karşı çıktığı dinamiklerden biridir. Eğrilmeden durma felsefesinin en somut sonuçlarından biri, sanatçının piyasaya yaranmak için esnememesi ve "tüccar" değil "sanatçı" kalabilmenin bedelini ödemeyi göze almasıdır. Sanatçı, özgünlüğünden ödün vermeyerek yaşamla doğrudan temas kuran kendi dilini inşa etmiştir.

3. Kurumsal Tahakküme Karşı Eylemsel Eleştiri ("Küratör Denen Canavar"): Kemankaşlı, sanatsal otonomisini korumak için sadece tuval başında kalarak sessizce bir direniş göstermez; bu duruşunu eyleme dökerek sanat dünyasının güç ilişkilerini de açıkça sorunsallaştırır. Daha önceki konuşmamızda da değindiğimiz "Küratör Denen Canavar" isimli video performansı, onun eğrilmeyen duruşunun en pratik dışavurumudur. Bu performans aracılığıyla, sanat piyasasındaki "kayırganlık" (nepotizm) mekanizmalarını, "sen-ben-bizim oğlan" ilişkilerini ve küratörlerin manipülatif tahakkümünü açıkça deşifre ederek sisteme kafa tutar.

4. Sınırları Yıkarak Yeni Biçimler Yaratma Cesareti: Dayatılan kurallara boyun eğmemek, sanatçıyı kendi kurallarını koymaya itmiştir. Kemankaşlı, geleneksel formları aşarak kendi ürettiği bir kavram olan "ironik soyutlama" dilini oluşturmuştur. Bununla da yetinmeyip iki boyutlu tuvalin ontolojik sınırlarını zorlamış ve "The Background" serisinde gördüğümüz üzere nesneleri üç boyutlu uzama, yani doğrudan fiziksel yaşam alanımıza taşıyarak yepyeni bir "mekansal ironi" alanı yaratmıştır.

Sonuç: Dünyayı Yeniden Keşfetmeye Davet

Nihat Kemankaşlı, modernizmin biçimsel kurallarını post-modern bir ironiyle harmanlayan; zekice bir başkaldırıyı çocuksu bir mizah ve samimi bir yaşamsallıkla birleştiren nadir sanatçılardan biridir. Nesneleri hayatın içinden koparmadan, onlara ironik bir mesafeden tekrar bakmamızı sağlayan sanatçı, aslında bize tek bir şey söyler: Dünyayı sil baştan keşfedin!. Onun eserlerine bakmak, sadece renklere ve şekillere bakmak değil, yaşamın arka planındaki derin hikayeyi okumaktır.