|
 |
 |

|
|
|
| |
|
»» Nihat Kemankasli Sergisi Istanbul ART*8 LOUNGE’DA |
[ 11.03.2010 12:57:12 ] |
|
|

»»» NİHAT KEMANKAŞLI SERGİSİ ART*8 LOUNGE’DA
The Sofa Hotel ve çağdaş sanatın Ankara’daki temsilcisi Siyah Beyaz Galeri’nin işbirliği ile Istanbul’da 4. kez gerçekleştirilen sanat buluşmaları, Nihat Kemankaşlı resim sergisi ile devam ediyor...
Ressam Nihat Kemankaşlı'nın yeni dönem resim çalışmaları 29 Mart – 12 Nisan 2010 tarihleri arasında Ankara Siyah Beyaz Sanat Galerisi konseptiyle The Sofa Hotel’de sergilenecek. 2000 yılında Siyah Beyaz Sanat Galerisi’nde ilk kişisel sergisini açan Kemankaşlı, duvar resimlerinden video art çalışmalarına, kitap kapaklarından deneysel çalışmalara kısa film’den workshop’a uzanan, renkli birçok alanda, üretimde bulunmaya devam ediyor.
Sekizinci kişisel resim sergisini sanat platformu Art*8 Lounge’da gerçekleştirecek olan Nihat Kemankaşlı sanat geçmişinde bir çok önemli konsept ve karma sergiye davet edildi. Katıldığı önemli sergiler arasında “Resim bir itiraftır” “Yaşamın içine yolculuk” ile “Nesne Ben” adlı konsept sergiler sayılabilir.
Kemankaşlı’nın Sofa Hotel Sanat Platformu Art*8 Lounge’da yapacağı kişisel sergi tuval üzerine yapılmış resimlerden oluşacak. Malzemeyi amaç edinmeyen, ama amacı tuval mekanında sonsuzca sorgulayan bir düzenlemeciyle karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmeyen bir anlayış. Kağıt, boya, kumaş ya da resminin izleğine uyan kimi eşyalar (atlet, t-shirt, çarşaf, perde vs.) eşit bir önem ihtiva eder sanatçının işlerinde. Birçok has sanatçı gibi yaşadığı mekanları (atölye, mahalle, balkon vs.) ya da bu mekanlarda yer kaplayan nesneleri (yatak, sandalye, çekyat, masa gibi) resminin merkezine yerleştirmiş. Temelde resminin ana izleklerini yaşamından izlenimlere yaslayan sanatçı, durağan sayılabilecek kompozisyonlarına ritmi de ekleyerek, nesne ve varlıkların yaşamımızdaki yerinin önemi üzerinde yoğunlaşmıştır bu sergisinde. Tuvale geçmeden önce bitirilmiş, yaşanmış, incelenmiş, tüketilmiş ve artık kanıksanmış bir sürecin nesne’leştiğine ve şey’leştiğine tanık olacağız; matematiksel bir yapının kuruluşu ve renkle lekenin oluşturduğu, çizginin de lekeleştiği kompozisyona açılır Kemankaşlı resmi; yani düpedüz bir serüvenin sonuçlarıyla baş başa kalacağız.
Sanatçı Hakkında : New York’un önemli sanat eleştirmenlerinde Ana WRIGHT, Nihat Kemankaşlı için Mart 2010 sayısında nyartsmagazine’de yazdığı yazıda Kemankaşlı’yı tanımlarken “Resimleri bir nevi elektriklendirilmiş bir empresyonizmi simgelemekte; canlı nüanslarla dolu bir paletin eşliğinde Kemankaşlı, ışığı ve hareketi alışılagelmeyen bir ektiyle yakalıyor. Kemankaşlı geometrik ve matematiksel şekilleri manipüle ederek bir an için sürreal ama özünde gerçeğe çok yakın imgeler yaratıyor. Kemankaşlı’nın imgeleri sürekli hareket halinde, hayatı yaşıyor ve sanat severlerin gözü önünde dans ediyorlar. Çok renkli paletler Nihat Kemankaşlı’nın çalışmalarının içine işliyor ve burada öykü ile figüratif arasındaki farklılık bulanarak gerçek ile sürreal bir bütün oluşturuyor. Kemankaşlı’nın sergisindeki coşkulu ve dürüst sanatı, kişisel ilişkiler ve sevgi gibi konuları gündeme taşıyarak tartışmaya yer vermektedir. Kemankaşlı’nın enerjisi ve canlılığı ve de çalışmalarının keşifçi doğası sayesinde, en sonunda sanatın toplumdaki yeri bir defa daha yer bulmuştur. Sanatında, Kemankaşlı ressamsal hareketlerini elle tutulabilecek bir şeye çevirirken aynı zamanda da kanvasın üzerinde son derece merak edici bir akıcılıkla yansıtıyor ve bunu gören sanat severler, dokunup hissetme arzularını kontrol edemiyor.”
Sanatçı çalışmalarını İstanbul’da ki atölyesinde sürdürmekte olup aynı zamanda İstanbul Aydın Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.
*Sergi Pazar günleri hariç 12.00-19.00 saatleri arası ziyaret edilebilir.
Adres: The Sofa Hotel -Teşvikiye Caddesi No:41-41A 34367 Nişantaşı
Tel: 0212 3681818
Bilgi için: Yasemin Uygurmen –Halkla İlişkiler Müdürü (yuygurmen@thesofahotel.com)
|
|
|
|
| |
|
»» nyArtsmagazine (New York - Mart 2010) |
[ 11.03.2010 12:52:25 ] |
|
|

»»» (www.nyartsmagazine.com)-
(Ana WRIGHT) - Nihat Kemankasli's visual interpretations are deceptively child-like, humorous and captivating works, which he creates through detailed ink, acrylic and oil paint, and also in his use of bold, vibrant, colors. His paintings are a kind of electrified impressionism; with a palette of bright hues Kemankasliâs captures light and movement with an unusual forcefulness. Manipulating linear and geometric shapes, Kemankasli creates imagery that is at once surreal and rooted in an affinity to reality. The artwork was recently on display at Kemankasli's exhibition in November 2009 at Siyah / Beyaz Art Gallery in Ankara, and the artists upcoming exhibition running on January 2010 will be at Art Eight Sofa Hotel in Istanbul, creates a magic realism which invokes a world of color, where vivid characters, swirling spaces, uncontained energy can not be trapped by the limits of the canvas, Kemankasli's images are constantly on the move, living life, dancing before the viewers eyes. Multicolor palettes permeate through Nihat Kemankasli's work, where the distinction between narrative and figurative is blurred, and the real and surreal become one. The exhibition of Kemankaslis' vigorous and honest art develops debate on urgent and topical issues such as personal relationships, and love. The energy and vitality of Kemankasli and the exploratory nature of his work surely attest to a society where art at last, or once more, may find its central place.
In his art Kemankasli's transforms painterly movements into something tangible, something intriguingly fluid on canvas, upon seeing which viewers can't help the desire to touch and feel. His acrylic works are intuitive and vibrant, composed of shapes and lines that are free-spiritedly manipulated to form a world of fanciful naïveté yet his portrayal of humans and objects echo Classicism, while exuding warm, ominous, or eccentric atmosphere. The work is vivid and refreshing, creating an otherworldly atmosphere where nature comes to life on canvas and invites viewers for a walk in Kemankasli's world.
Nihat Kemankasli's exhibition at Siyah / Beyaz Art Gallery, will be on display at The Sofa Hotel in Istanbul on January 2010.
|
|
|
|
| |
|
»» Resimleri Üzerine (Milliyet Sanat-Kasım 2009) |
[ 29.10.2009 20:49:07 ] |
|
|

»»» (DİLEK ŞENER) Nihat Kemankaşlı’nın yeni sergisini yazıya dökmeden önce, 2000 yılında Siyah/Beyaz Sanat Galerisi’nde açtığı ilk kişisel sergisinden beri takipçisi olduğum sanatçı için önemli bir ipucunun peşinden giderek -ki bu yaşamdır- resmini anlatmaya başlamak gerekliliğine inanıyorum. Onun resim dilini kategorize etmekten ziyade yüzeyde kullandığı her bir elemanın “yaşam bunalımları”na yoğunlaştığını bilerek, Kemankaşlı’yı keşfetmeye çıkmalıyız. Çünkü “soyut, “soyutlama” ya da “figür” gibi geleneksel kategorilerden daha çok “neyi, nasıl?” anladığımız ve yaşama yeniden ulaşmak için de sanatçının aynı şekilde “neyi, nasıl?” kullandığının şifrelerini çözebilmek, sanırım daha önemli! Çünkü resmi adına ikametgâhı yaşamdır. Bu aşamada akla şöyle bir soru gelebilir: “Nihat Kemankaşlı’nın resminde esas aranılan anlam mıdır?” “Varolma Eğilimi” adlı kitabında hayata dair yıkıcı ve öldürücü bir bilgi olduğunu savunur E. Michel Cioran. Aynı zamanda da yine yazarın “Anlamın modası geçmek üzere. Amacı sezilebilen bir tuvale artık uzun süre bakamıyoruz.” sözünü de anımsayarak, Kemankaşlı’nın evresel sanatçılara olan tutkusunu da bilerek, resimlerinde işaret ettiklerinin altını önemle çizmeliyiz. Yaşama ait kullandığı tüm nesneler ulaşmak istediği düşünce boyutuna geçmesi, imgelendirebilmesi, için bir araçtır. Turgay Kantürk haklı olarak sanatçının “kendi figüratif anlayışını” yaratmaya çalıştığından söz açar. Böylece “dekoratif kıskaçtan” kendini kurtarır. Özgünlüğüne makro nesnelerinin aracılığıyla, ayrıcalıklı, düşüncesini apaçık ortaya koyabilen bir sanatçı portresi çizerek ulaşır.
Düşüncesini çerçevelenmiş, kalıplaşmış anlamların ötesine taşır sanatçı. Özgürleştirir. Nesneleri doğadan bazen bir bütün halinde bazen de parçalayarak çözümlemek için çekip çıkarır. Her bir nesneyi tuvalde makro düzeyde irdelediğini düşünüp, doğayı ve yaşam gereçlerimizi ulam ulam resmine taşıdığını söylemek mümkündür. Şüphesiz tüm bu saydıklarım sanatçının genel sorunu ve tavrı olmakla birlikte resim için kaçınılmaz etkilenmedir. Kemankaşlı İstanbul gibi bir metropoldeki yaşama, kalp atışlarını ve aklını odaklar. Israrlı sorun arayışları yaşamı çözümlemek ve nedenselliği tuvale aktarmaktan ibarettir. Bu nedenle de fırçasını boyaya bulayarak tuvale aktardıklarının her an yaşamımızda bizimle birlikte olduğu apaçık ortadadır. Bu nedenle soyut, soyutlama ya da figür gibi başlıkların etrafında, klasik bir anlatım sınırlarında durup kalmaktansa, “anlamın” sınırlarını zorlamak bize onun resmine daha gerçekçi ve doğru bakabilmek açısından yarar sağlar.
Nitekim sanatçı “tarz olarak seçimler isteğe bağlı olmakla birlikte istem dışı olabilir” sözüyle de soyutlama olarak adlandırabileceğimiz resim dilinin “yönelme” ve “etkilenme”ye dayalı, daha tutarlı yoldan gitmekte olduğunu vurgular. Yaklaşık 10 yıldır yaşamsal olan nesneleri soyutlayıp, yaşama tekrar katmak ve onlara farklı anlamlar yüklemek tanımlamasıyla onun yolunun yönünü saptayabiliriz. Renk anlatımına dayalı yaşamdan seçilen her nesne kolaylıkla yüzeyde görülebilir. Görünenin kolaylığına karşılık “okunabilirlik” anlamında neler söyleyebiliriz? Veya diğer bir deyişle resimdeki nesnenin, görünenin dışında, simgesel anlamlar taşıdığını da söyleyebilir miyiz? Böylesi sorular sanatçının resminde gördüğümüz ve hemen ne olduğunu algıladığımız “nesneler kolaylıkla tanımlanabilir” sözünü birazcık çetrefilleştiriyor. Bu karmaşadan sıyrılmak için Kemankaşlı’nın “aslında bütün derdim, nesneleri kullanarak iyi ve yeni kompozisyonlar oluşturmak” sözünü hatırlayalım.
Sonuçta sanatçının resmi için başta da söylediğim gibi görünen ister figür olsun, isterse de nonfigüratif nesneler, semboller sadece araçtır. Daha kestirme bir deyişle yaşam yatağın, askıdaki elbisenin/paltonun, koltuğun, şezlongun, klozetin, ağacın, yaprakların veya iplerde asılı duran elbiselerin/çamaşırların arasından her an fırlayıp dünyamıza yeni baştan girmek için fırsat kolluyor. Yaşamın kendine yeniden, kendini katması da bu olsa gerek! Kişinin de kendini kendine!
Ankara’da bu sezon Siyah/Beyaz Sanat Galerisi, söylemleri “yaşam” üzerine kurulu sanatçılarla, ayrıcalıklı sergilere ev sahipliği yapıyor. Nihat Kemankaşlı’da Başkent’in gittikçe kısırlaşıp kendi içine kapanan sanat öyküsüne, figürün hafifçe sızarak gülümsediği tuvallerle katkıda bulunuyor. Amaç yaşamsa 10 yıllık sanat öyküsünün tuvallerinden elbet bir gün figürün, renge kendini teslim etmiş nesneleri ele geçireceği aşikârdı. Yani, yeni bir “tarz” mı? Yazının başında söze başlarken de belirttiğim gibi Kemankaşlı’nın resminin dünden bugüne uzanan seyrini belli bir tarzın, şeklin içinde geleneksel kategorize etme anlayışının ötesine taşımak gereklidir. Çünkü onun üniversite yıllarından bu yana tarzcılığa ve üslupçuluğa karşı bir kesin tavrı ve duruşu olmuştur. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarından başlayarak var olan belli çerçevelere cesaretle karşı durmuştur. “Eğrilmeden durmak gerekli!” sözünü sanatçının her zaman takdir etmişimdir. Ancak o zaman anlaşılırız!
Hayattan seçilen nesnelerin yaşama yeniden akması için tuvalinin başına geçtiği andan başlayarak, son boya noktasına ulaşıncaya kadar, onun evrenseli yakalama uğraşı sezinlenir. Evrensel olan tüm sanat ve sanatçılara karşı beslediği derin ilginin/kendi sözcüklerinin, nesnelerin aracılığında, boya ve renkle yaptığı karşılıksız sevişmenin yaşama yeniden aktarımıdır. Mutlaka her sevişmenin sancılı yanları da olacaktır. Apaçık: Türk Resmi’ndeki tarz arayışlarının dikte edici felsefesine, resmiyle cevap veren bir tavır sergiler. Siyah/Beyaz Sanat Galerisi’ndeki bu yeni sergisinde bulabileceğimiz hayata dair anlamlardan birisi de sanatçının kendi yaşam felsefesiyle bizi kesiştirmesidir. Bu kesişmede bakmayı bilerek izleyici hem kendi hem de resim adına önünde durduğu her yüzeyden farklı sözcükleri önce avuçlarına oradan da cebine koyarak ayrılacaktır.
Nihat Kemankaşlı “Resim” Sergisi
Siyah/Beyaz Sanat Galerisi
(0312 428 26 41)
Bitiş tarihi: 16 Aralık 2009
|
|
|
|
| |
|
»» Nihat Kemankaşlı Ankara Sergisi |
[ 22.10.2009 16:44:52 ] |
|
|

»»» Ressam Nihat Kemankaşlı'nın yeni dönem resim çalışmaları 6 Kasım - 16 Aralık 2009 tarihleri arasında Ankara Siyah Beyaz Sanat Galerisi'nde sergileniyor. 2000 yılında Ankara Siyah Beyaz Sanat Galerisi’nde ilk kişisel sergisini açan Kemankaşlı, duvar resimlerinden video art çalışmalarına, kitap kapaklarından deneysel çalışmalara ve workshop’a uzanan çok renkli bir alanda üretimlerde bulunuyor. Yedinci kişisel sergisini gerçekleştirecek olan Nihat Kemankaşlı bir çok önemli konsept ve karma sergiye davet edildi. Katıldığı önemli sergiler arasında “Resim bir itiraftır” “Yaşamın içine yolculuk” ile “Nesne Ben” adlı konsept sergiler sayılabilir. Siyah Beyaz Sanat Galerisi, Kemankaşlı’nın Ankara sergisini “Siyah Beyaz Sanat Galerisi /ART EIGHT ” ismiyle Ocak 2010 da Nişantaşı’nda ki Sofa Hotel in galeri salonuna taşıyacak.
Sanat Eleştirmeni Dilek Şener, Nihat Kemankaşlı resmini tanımlarken “Nihat Kemankaşlı, Başkent’in gittikçe kısırlaşıp kendi içine kapanan sanat öyküsüne, figürün hafifçe sızarak gülümsediği tuvallerle katkıda bulunuyor. Amaç yaşamsa, 10 yıllık sanat öyküsünün tuvallerinden elbet bir gün figürün, renge kendini teslim etmiş nesneleri ele geçireceği aşikârdı. Yani, yeni bir “tarz” mı? Yazının başında söze başlarken de belirttiğim gibi Kemankaşlı’nın resminin dünden bugüne uzanan seyrini belli bir tarzın, şeklin içinde geleneksel kategorize etme anlayışının ötesine taşımak gereklidir. Çünkü onun üniversite yıllarından bu yana tarzcılığa ve üslupçuluğa karşı bir kesin tavrı ve duruşu olmuştur. Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki öğrencilik yıllarından başlayarak var olan belli çerçevelere cesaretle karşı durmuştur. “Eğrilmeden durmak gerekli!” sözünü sanatçının her zaman takdir etmişimdir. Görünen ister figür olsun, isterse de nonfigüratif nesneler, semboller sadece araçtır. Daha kestirme bir deyişle yaşam, yatağın, askıdaki elbisenin/paltonun, koltuğun, şezlongun, klozetin, ağacın, yaprakların veya iplerde asılı duran elbiselerin/çamaşırların arasından her an fırlayıp dünyamıza yeni baştan girmek için fırsat kolluyor. Yaşamın kendine yeniden, kendini katması da bu olsa gerek!” diyor.
Sanatçı çalışmalarını İstanbul’da ki atölyesinde sürdürmekte olup aynı zamanda İstanbul Aydın Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışmaktadır.
Siyah/Beyaz Sanat Galerisi (0312 428 26 41)
NİHAT KEMANKAŞLI
Kişisel Sergiler
2000- Siyah Beyaz Sanat Galerisi /ANKARA
2004- İlayda Sanat Galerisi / İSTANBUL
2005- İlayda Sanat Galerisi / İSTANBUL
2006- Siyah Beyaz Sanat Galerisi /ANKARA
2007- Siyah Beyaz Sanat Galerisi - Art show 07 / İSTANBUL
2008- Artpark Galeri / ANTALYA
2009-Siyah Beyaz Sanat Galerisi /ANKARA
Katıldığı Sergiler ve Uygulamalar
1995- Marmaris Poseidon Hotel Duvar Resmi /MARMARİS
1996-“TEM 459” Sergisi- Dam Galeri / ANKARA
1997-“Otobüs üzerine Uygulama” Gölbaşı Belediyesi / ANKARA
1997-"Hacettepe Üniv. Fransız Dili ve Edebiyatı" / Duvar Resmi / ANKARA
1998-“Cumhuriyetin 75. Yıla Armağan” Bilim Sanat Galerisi/ İST-ANK
1998-“Genç Sanat 1” Çağdaş Sanatlar Merkesi /ANKARA
2000-“Nihat Kemankaşlı ile Dayanışma” Seven Galeri / İSTANBUL
2001-“Avrupa Gençlik Festivali” Çağdaş Sanatlar Merkezi/ ANKARA
2001-“Nesne Ben” Sergisi / Çağdaş Sanatlar Merkezi /ANKARA
2001-“Kargaşa 1” Sergisi / Kargart Galeri /İSTANBUL
2002-“Yaşamın İçine Yolculuk” Kargart Galeri / İSTANBUL
2002-“Kargaşa 2” Sergisi Kargart Galeri /İSTANBUL
2003-“Kargaşa 3” Segisi Kargart Galeri / İSTANBUL
2003-“Yeni Yıl Yeni Başlangıç” İlayda Galerisi / İSTANBUL
2003-“Fark-ı Mahsûs” Sergisi- İlayda Galerisi / İSTANBUL
2004-“Resim Bir İtiraftır” İlayda Sanat Galerisi / - İSTANBUL
2004-“Kargaşa 4” Kargart Galeri / İSTANBUL
2005-“Kargaşa 5” Kargart Galeri / İSTANBUL
2007-Workshop Kişnev/ MOLDOVA
2008- Sumart – Siyah Beyaz galeri / ANKARA
2008- 25.Yıl Sergileri – Siyah Beyaz Sanat Galerisi /İST-ANK
|
|
|
|
| |
|
»» Resimleri Üzerine (Turgay Kantürk - Mart 2007) |
[ 13.09.2009 01:09:15 ] |
|
|

»»» 90'lı yılların başından bu yana, yüzey resminin problemlerini çözememiş ve üstüne üstlük bir de figür resmiyle sentez oluşturmaya çalışan, boya anlayışıyla da soyut dışavurumculara dahil edilen garip bir eğilim kol geziyor Türk resminde. Mondrian'dan başlayarak renk, leke ve soyutlamanın doruğa ulaştığı ve dünya geleneğinde Matisse'nin de figüratif-dekoratif katkılarıyla giderek seçkinleşen yüzey resminin, yıllar sonra da olsa, bizde de karşılık bulması kaçınılmazdı. İşte bu noktada 90'lı yılların son çeyreğinde ürünlerini izleme olanağı bulduğum Nihat Kemankaşlı, bence çok doğru bir seçimle - yukarıda bahsettiğim dekoratif katkıyı, yine geometrik biçimlere dönüştererek, (yani boya resminin figür anlayışını 'emanet' almayarak) yüzey resminin kendi figüratif anlayışını yaratmaya çalışarak kendine ayrıcalıklı ve önemli bir yer edindi, demiştim sanatçının bir sergisiyle ilgili yazımda. Aradan geçen zaman içinde yanılmadığımı, daha doğrusu Kemankaşlı'nın beni yanıltmadığını gördüm. Sanatçının seçimleri ve yeğleyişleri, bugüne kadar gelen tüm verimleri, sözlerimin hala geçerli olduğunu kanıtlar bir tutarlılık içeriyor. Yalnızca tutarlılıkla kalmayıp, bir duruş halini alıyor bugün. Sanatçının ısrarlı çabası, yalnızca günümüz galerici, alıcı ve yorumlayıcı algısına teslim olmayan bir tutarlılık olmakla kalmayıp, kendi dünyasını algılama-aktarma yolunda(deyim yerindeyse) dayatmacı bir estetik tutarlılık içeriyor. Kısacası yanılmamaktan gelen haklı bir gurur ve kibir de taşımıyor değilim ! Ama sizi de yanıltmak istemem. Çünkü eninde sonunda bir aracıyım ben; Kemankaşlı'nın resimleri size büyük heyecanlar vaat etmiyor ya da ilk elde öyle görünüyorlar. Onlara baktığınızda heyecanlı öyküler kuramayacak, özlemlerinize ve özlediğiniz-düşlediğiniz rengarenk bir dünya tasarımına yanıt vermeyecek. Ne alımlı figürler, ne de var olmayan güşsel diyarlar görmeyeceksiniz. Sanatçı yalnızca baktığı ve gördüğü biçimleri sizin de yeniden görmenizi ve yeni bir gözle okumanızı istiyor o kadar. Renk ve düzenlemenin yalıtılmış halleri belki cezbedecektir sizi, istemeseniz de. Ama bir adım sonrasında da yeni okumaya çağırabilir sizi Kemankaşlı'nın çalışmaları: gördüklerinden öte baktıklarını, yeniden düzenleyerek tuvale geçirmek de diyebiliriz bu duruma. Kimi zaman yalınlaştırılmış, indirgenmiş ya da minimal bir ezgi kadar 'pür' sayılabilecek işler üretmekten çekinmeyen bir tavır barındırıyor işleri. Kimi zaman da tüm bu saydığımız özellikleri koruyarak oluşturduğu biçimleri bir araya getirmekten çekinmiyor. Birer figür gibi okunmasını (şahsen benim de) talep ettiğim biçimleri yan yana ya da karmaşık(mış) gibi görünen bir düzenle bir araya getirmekten söz ediyorum. Kemankaşlı'yı benzerlerinden ya da farklı olduklarından ayıran en önemli noktaya geliyoruz böylece; resmin ya da resminin en küçük elemanlarından başlayarak bütüne ulaşan, ulaşmayı amaçlayan bir çaba onunki. Günümüz resminin yığın ve yığıntılarından oluşan çizgisel, boyasal ve (ilk elden okunabilir) figüründen ısrarla uzak durmak, diyebiliriz tüm verimlerinin ortak noktasına. Kemankaşlı gerek tuval, gerek kağıt, gerek de elişi (collage denemez onlara) çalışmalarında, yaşantının ve birikimin izlerini gözlemleyebiliriz işlerinde. Malzemeyi amaç edinmeyen, ama amacı tuval mekanında sonsuzca sorgulayan bir düzenlemeciyle karşı karşıya olduğumuz gerçeğini değiştirmeyen bir anlayış. Kağıt, boya, kumaş ya da resminin izleğine uyan kimi eşyalar (atlet, t-shirt, battaniye, çarşaf, perde vs.) eşit bir önem ihtiva eder sanatçının işlerinde. Birçok has sanatçı gibi yaşadığı mekanları (atölye, mahalle, balkon gibi) ya da bu mekanlarda yer kaplayan nesneleri (yatak, sandalye, çekyat, masa gibi) resminin merkezine yerleştirir. Temelde resminin ana izleklerini yaşamından izlenimlere yaslayan sanatçı, durağan sayılabilecek kompozisyonlarına ritmi de ekleyerek, nesne ve varlıkların yaşamımızdaki yerinin önemi üzerinde yoğunlaştığını da söylemeden geçmemek gerek. Ama bu yoğunlaşma az önce sözünü ettiğimiz bir kalabalığı içermez. İçermemesine de özellikle özen gösterir gibidir. Baktığı ya da görmemizi istediği yani bize göstermek istediği her şey (biraz da) yalıtılmış bir biçimde yer bulur kendine tuvalinde.
Soyutlama dememeye özen gösterdiğim anlaşılacaktır, diye umuyorum. Her biri bir puzzele'ın parçalarını anımsatan ve sürekli yer değiştirerek oluşturduğu sanısını uyandıran geometrik ya da yarı geometrik biçimler, Kemankaşlı resminin figür karşısındaki duruşunu ve kompozisyon kaygılarının açık göstergeleri. Amaç mekan (yani tuval) karşısında bir serüven değil onun resmi. Ne boyanın, ne çizginin, ne de çizgisel bütünü oluşturan desenin serüveni görülmez onun işlerinde. Tuvale geçmeden önce bitirilmiş, yaşanmış, incelenmiş, tüketilmiş ve artık kanıksanmış bir sürecin nesne'leştiğine ve şey'leştiğine tanık oluruz; matematiksel bir yapının kuruluşu ve renkle lekenin oluşturduğu, çizginin de lekeleştiği kompozisyona açılır Kemankaşlı resmi; yani düpedüz bir serüvenin sonuçlarıyla baş başa kalırız...
|
| |
|
|
|
|